Ankara Kalesi’ne Doğru Giderken Yazılar

Ankara’da en sevdiğim aktivite sokaklarında kaybolmaktır. Hele ki Ulus…

Her seferinde “acaba bu yol nereye çıkıyor?” diyerek eski Ankara’yı yeniden, yeniden keşfetmek paha biçilemez bir yolculuk oluyor. Defalarca geçtiğiniz sokakların yeni bir parçasını fark edebiliyorsunuz her seferinde. Bir renk, bir çiçek, mimari bir doku ya da bunları tamamlayan bir insan. Bu sokaklar tüm parçalarıyla bir bütün halinde yaşadığını hissettiriyor insana ve adeta ‘’tüm yıkımlarıma rağmen ayaktayım, direniyorum’’ diyor bize. Ve ben her seferinde ilk defa oradan geçiyormuşçasına kayboluyorum sokaklarında. Ankara’yı gri olarak yaftalayanlara inat renklerini keşfediyorum. Gökkuşağının bir parçası oluveriyorum sanki.

Bir başka gözle bakmak gerekiyor bu kente. Var olanın tarihçesine inerek, anılara dalarak dolaşmak,  geçtiğimiz yerleri, çizdiğimiz rotaları anlamlandırmak ve onların bir parçası haline gelmek de bu gezileri daha bir zevkli kılıyor. Bu düşüncelere dalarak bir kez daha rotamı Ankara Kalesi’ne çeviriyorum.

Kaleye doğru çıkarken her zaman kullandığım iki ana güzergâhım vardır. İlki Anafartalar üzerinden ara sokaklara dalarak, insanların telaşına ayak uydurup kentin seslerine daldığım. Diğeri ise hastaneler mevkiinden başka telaşların arasından arşınladığım, tarihi dokuyu hissederek tırmandığım yol, Koyunpazarı… Sağlı sollu dükkânların her biri ayrı güzellikte ve her birinin ayrı hikâyeleri var.

Aslında Koyunpazarı Sokak’tan Ankara Kalesi’ne mesafe beş-on dakikadır. Ancak o renklerin arasında öyle bir kaybolursunuz ki bu rota belki bir saati bulur. Hele ki ara sokaklarına girip başka güzellikleri keşfettiğinizde daha da uzar Kale’ye varma süresi insanın.  Karşınıza çıkan antikacıları, bakırcıları dolaşmak ayrı zevk verir. Binbir emek ile dokunan el emeği göz nuru kilimlerin güzelliğine dalmışken, yanı başındaki sahafın tozlu raflarında, aradığınız kitabı bulmanın sevinci kaplayabilir içinizi. Nostalji konseptli kafelerden gelen müzikler de ortak olur bu sevince. Bir han kapısından içeri girip sanat ve tasarım atölyelerini keşfedebilir, başka bir hanın avlusunda çay içerken ‘’keşke hep burada yaşasam’’ diye özlemini duyduğunuz dünyada kaybolabilirsiniz. Böylelikle ‘Han Duvarları’ arasında daha da güzelleşir hayat…

Ayrıca bilen bilir Ankara’nın en güzel köftesi de kalenin etrafında bulunan dükkânlarda yenir. Her mekânın köftesinde kendine has lezzeti buluruz. Birbirinden farklı ama bir o kadar ayırt edilemez. Kendinizi ödüllendirmek için en güzel tercih!

Tabii ki bahsetmeden geçemeyeceğimiz, kale çevresinin en önemli ögelerinden olan müzeleri de gezmeniz şiddetle tavsiye olunur. Ayrı bir yazının konusu olabilecek öneme sahip Rahmi Koç Müzesi, Erimtan Müzesi ve Anadolu Medeniyetler Müzesi belki de olabilecekleri en güzel yerde; tarihin yaşadığı Ankara Kalesi çevresindedirler.

Sonuç olarak; bir başınıza kaldığınızda arşınlayın eski Ankara’yı. Ruhunu yitirmemek için direnen o güzel sokakların arasından çıkın en yukarıya doğru. Dar, eski ve yaşanmışlıklarla dolu yolların etrafını keşfedin. Ara sokakta bir dükkândan gelen baharat kokusunu hissedin, emektar bakırcılar ile unutulmaya yüz tutan zanaatlarını konuşun. Kale köftesini tadın, Ankara gazozunu için, darbuka çalan çocuklarla muhabbet edin, kalenin tarihini anlatarak sizi en tepeye çıkarmalarına izin verin. Kısacası yaşayın bu kenti. En tepeden bakın Ankara’ya. AVM’den ibaret olmayan bir kent göreceksiniz.

Bir yanda değişimi bir yanda değişmemek için direnen bu güzelim kenti eminim oradan siz de daha çok seveceksiniz. 

(Kapak Fotoğrafı: instagram.com/haticekocakavak)

Ankara Kalesi’ne Doğru Giderken
0 votes, 0.00 avg. rating (0% score)

Yazar Hakkında

Çağla Dalkıran

Düşlediği ütopyaya uyanmayı bekleyen uçarı bir Çağla… 1990 yılında, Nisan yağmurlarıyla, Ankara’da doğmuş; dedesinin tabiriyle doğduğu gün suları çağlatmıştır. Kendince uçarılığı da buradan gelmektedir. Öğrencilikte 23. Yılını tamamlamak üzeredir. Ankara’yı ve sokaklarını karış karış gezmeyi sever, okur, sorgular, eleştirir ve her daim ötekilerin yanındadır.

    Leave a Reply