Ankara’dan Yükselen Tanıdık Bir Ses: Cüneyt Kıran Röportajlar

Antoloji Ankara olarak Ankara’dan yetişmiş ya da en azından Ankara’nın havasını solumuş  kamuoyuna mal olmuş kişilerle gerçekleştirmeye başladığımız röportaj serimizde ilk konuğumuz TRT’nin en önemli spor spikerlerinden ve Olimpiyat Oyunları denildiğinde akla gelen ilk isimlerden olan sevgili Cüneyt Kıran.

Neredeyse ilk başladığımız günden beri bizden desteğini hiç esirgemeyen ve hep yanımızda hissettiğimiz Cüneyt Kıran’a hem kendisiyle hem de Ankara ile ilgili sorular sorduk. O da sorularımızı içtenlikle cevapladı.

İşte keyifle okuyacağınızı düşündüğümüz Cüneyt Kıran röportajımız:

cuneyt_kiran

Cüneyt Bey öncelikle sizinle ilgili sorularla başlayalım istiyoruz. Mesela çocukluğunuz Ankara’nın neresinde geçti?

– 6 yaşına kadar Ataç sokakta oturduk. Ama o dönemi çok az hatırlıyorum. 1974 yılında Küçükesat’a taşındık. 9 yıl da orada oturduktan sonra Bahçelievler dönemi başladı.

– Peki hangi okullardan mezunsunuz?

– İlkokulu yüksel caddesindeki Mimar Kemal okulunda bitirdim. Ama ben okurken adı Ergenekon İlkokulu idi. Daha doğrusu iki ilkokul yan yana binalarda eğitim veren ayrı okullardı. Daha sonradan birleştirildiler ve tek okul haline dönüştüler. Ortaokul ve liseyi ise Ankara Atatürk Anadolu lisesinde okudum.

Üniversite mezuniyetim de Hacettepe üniversitesi İİBF iktisat bölümünden.

– Bir iktisat mezunu olarak şu an yaptığınız mesleğe geçişiniz nasıl oldu peki? Yani mesleğinize başlamanıza vesile olan şey neydi?

– Üniversitede okurken TRT’nin spikerlik sınavları açtığını öğrendim. Çevremdeki arkadaşlarım sesimin çok güzel olduğunu, tiyatrocu olmam gerektiğini söylerlerdi hep. Aileme yük olmamak için para kazanmak da istiyordum. O yüzden sınava girdim. Kazandım ve okul hayatımla meslek hayatımı bir süre birlikte yürüttüm.

– Dışarıdan çok parıltılı görünen bir mesleği icra ediyorsunuz.  Sizinle aynı mesleği yapmayı düşünen gençlere neler tavsiye edersiniz?

Öncelikle kolay bir işe başlamadıklarını bilsinler ve çok çalışmaya hazır olsunlar. 7/24 çalışmayı gerektiren bir meslektir bizimkisi. Ailesi ve arkadaşları haftasonu, yılbaşı, bayram tatili yaparken onların çalışmaları gerekecek. Sosyal hayatları olumsuz etkilenecek. Çoğu arkadaşım çocuklarının doğumgününde, arkadaşlarının düğününde, büyüklerinin cenazesinde bulunamadı. Kısacası güzel günlerde ve  zor anlarda yalnız kalırsın. Bir kere bunu bilerek ve göze alarak mesleğe girsinler. Ayrıca işimizin gerektirdiği donanıma sahip olmalı ve sürekli gelişmeye açık olmalılar. En azından bir yabancı dili çok iyi seviyede konuşmaları lazım. Düzgün bir Türkçe ve mikrofonik bir ses de mesleğimizin olmazsa olmazlarıdır.

– O zaman biraz Ankara diyelim. Ankara denildiğinde aklınıza gelen ilk şey nedir?

– Bunu çok kısa cevaplayacağım: Kurtuluş savaşı ve Cumhuriyet.

– Peki Ankaralılığı nasıl tarif edersiniz?

– Ankaralılık Cumhuriyet ideallerine ve devrimlere inanmış, çağdaş insanlar olmak demektir.

Eski Ankara’ya dair pek çok şeye özlem duyuyoruz. Sizin en çok özlemini duyduğunuz şey nedir?

– Sanırım Eski Ankara Mahalleleri en çok özlemini duyduğum şey.

Zamanda yolculuk yapma şansınız olsaydı Ankara’nın hangi döneminde bulunmak isterdiniz?

– 1919-1938 arasındaki Ankara’yı yaşamak isterdim.

– Çok yakın tarihte bir yerel seçim gerçekleştirildi. Biz de sormak istiyoruz: Ankara’yı siz yönetecek olsaydınız yapacağınız ilk icraat ne olurdu?

– Bir kere sokak hayatını canlandırmak için trafikten arındırılmış bölgeler oluştururdum. İkinci olarak da İsimleri değiştirilerek kimliğinden koparılmaya çalışılan cadde ve sokaklara eski isimlerini geri verirdim.

– Ankara’da yaşamak mı Ankara’da okumak mı?

– Bununla ilgili bir ayrım yapamayacağım. Her ikisi de güzel.

– O zaman Ankara’da yaşayacak/okuyacak kişilere en önemli tavsiyeniz ne olur?

– Önyargılarını bir kenara bırakıp gelsinler. Ankara, insanı yapmacık gülücüklerle karşılayan sahte bir dost değildir. Alışmak, sevmek zaman alır. Ankara güzel insanların kentidir. Dostlar edinsinler. Anılar biriktirsinler. Ankara doğal güzellikleriyle öne çıkan bir şehir hiç değildir. Bu da O’nun en güzel yanıdır. Biz burada gidecek yer aramayız, birlikte gidecek dost ararız. Bir araya geldiğimizde etrafa değil, birbirimize bakarız. Hayatı paylaşırız kısaca. İşte bu yüzden yavaştır Ankara’nın sonradan geleni, sonradan gelenin Ankara’yı sevmesi.  Ama burada her “insan’a” yer vardır.

– Son olarak bugün geriye dönüp baktığınızda keşke şunu da yapabilseydim dediğiniz bir şey var mı?

– Geçmişe dair keşke dediğim bir şey yok.

– Vakit ayırdığınız için çok teşekkürler.

– Ben teşekkür ederim. Başarılar.

Ankara’dan Yükselen Tanıdık Bir Ses: Cüneyt Kıran
1 vote, 5.00 avg. rating (96% score)

Recent Comment

Leave a Reply