Bir Ankara İnsanı: Ege Aydan Röportajlar

Antoloji Ankara olarak Ankara’dan yetişmiş ya da yolu bir şekilde Ankara ile kesişmiş ve bugün ülkemizde hemen hemen herkesin tanıdığı ünlü simalarla gerçekleştirdiğimiz sohbet tadında röportajlarımızın bu haftaki konuğu değerli sanatçı Ege Aydan.

Birçoğumuz onu 1996 yapımı “İstanbul Kanatlarımın Altında” filmindeki Hazerfen Ahmet Çelebi rolüyle tanıdık. Sonrasında bir çok başarılı tiyatro, sinema ve televizyon yapıtında rol aldı Ege Aydan. Ve bugünlerde çekimlerine yeniden başlanan Behzat Ç. dizisindeki Behzat’ın ağabeyi Şevket Ç. rolüyle kendisini tekrar televizyonda izleme şansı bulacağız.

Ancak birçoğumuzun daha çok “oyuncu” kimliğiyle tanıdığı Ege Aydan ile  röportajımızı okuyunca kendisinin farklı sanat ve spor dallarıyla da yakından ilgilendiğini görecek, daha önce bilmediğiniz bir çok yönünü öğreneceksiniz.

Dilerseniz girizgahı daha fazla uzatmadan, Ege Aydan ile gerçekleştirdiğimiz güzel ve samimi sohbetimize geçelim.

Keyifli okumalar.

 

Aslında esas konumuz Ankara ancak biz öncelikle sizinle ilgili sorularla başlayalım istiyoruz. İlk olarak çocukluğunuz Ankara’nın neresinde geçti?

Gençlik Caddesi… Ve salon penceremizin şahane manzarası Anıtkabir… 

Peki hangi okullardan mezun oldunuz?

Okul hayatıma Maltepe İlkokulu’nda başladım. Sonra taşındık, Çankaya İlkokulu’nda devam ettim. Okula giderken İsmet İnönü’nün Pembe Köşkü’nün önünden geçerdik. Bazen Mevhibe Hanım bize limonata ikram ederdi… Ortaokul ve lise ise İstanbul Arnavutköy Eseniş Lisesi ve daha sonra tekrar Ankara’ya döndüm. Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Yüksek Bölümünden 1977 yılında mezun oldum.

Sadece oyunculuk değil, sanatın ve sporun bir çok dalı ile ciddi anlamda ilgilendiğinizi biliyoruz. Sanat ile bu kadar iç içe olmanızda anneniz Sevda Aydan’ın (Kaynanalar dizisinde Tijen karakteriyle hafızalarımıza kazınan ve 2018 yılında kaybettiğimiz Sevda Aydan’ı rahmetle anıyoruz) payı oldu mu?

Ailemin sanatçı olmamda etkisi büyüktür elbette… Annem, babam ve halam opera sanatçısı, dayım senfoni orkestrası vurmalı sazlar şefiydi. Oyuncu olabilmek için sanatın her dalı ile ilgilenmek gerektiği öğretilmişti bize. Plâstik, fonetik bütün sanat dalları ile ilgilenirdik.

 

Sanatçı bir aileden gelmeyi bir kenara bırakırsak, Ankaralı olmak ve burada yetişmek size bu konuda neler kattı?

O yıllarda Ankara demek akademisyenlerin çoğunlukta olduğu bir sanat merkezi demekti. Diplomasız neredeyse kimse yoktu ve İstanbul’a yön verir bir yarış içinde olunurdu. Ankara demek kollektivite demekti, bireysellik sökmezdi o zamanlar…

Ege Aydan’a ait 1982 Tarihli Bir Çizim: Pire Limanı

 

Oyunculuğa Ankara’da başladınız. İlk kişisel resim serginiz burada açıldı. Peki resme olan ilginiz oyunculukla birlikte mi büyüdü yoksa içinizde bir yerlerde hep var mıydı? 

Resim sanatına ilgim doğduğum günden başlar… Ailemin tanıdığı bir çok ressam çizimlerimi çok beğenir yol gösterirlerdi. Müzik ve resim her zaman benimle beraberdi. 15 yaşında ailem oturdugumuz evi bana emanet edip İzmir’e taşındıklarında evi atölye haline getirmiştim. Bir çok arkadaşım için harika bir mekan olmuştu burası… Edebiyatçı ya da müzisyen arkadaşlaŕım burda kitap okur, resim yapar, tartışır, fikir alışverişinde bulunur, özgür ve yaratıcı olmak, dünya standartlarını zorlamak için çabalarlardı.

 

Bir de oyuncak motorsiklet koleksiyonunuz varmış. Bu merak nasıl başladı? İleride bunları da meraklılarıyla paylaşabileceğiniz bir platformda sergilemeyi düşünüyor musunuz?

Şu anda Instagram’da @ege_aydan_watercolor hesabında suluboya çalışmalarımı izleyebilirsiniz. Kolleksiyonlarım için de @egeantic adlı bir hesabım mevcut. 20 yıllık bir motorsiklet ve Star Wars kolleksiyonunu bu hesapta görebilirsiniz.

 

Ege Aydan Çayyolu’nda yer alan evinin salonunda motorsikletiyle
Ege – Sevilay Aydan Çifti Ege Aydan’a ait koleksiyonun önünde

Abiniz de sizin gibi tanınmış bir isim. Türk basketbol tarihinin en önemli isimlerinden eski milli basketbolcu Efe Aydan. Peki siz profesyonel sporcu olmayı hiç düşünmediniz mi?

Konservatuvara girmezden önce Galatasaray basketbol yıldız takımındaydım. Abim de gençlerdeydi. O zamanlar minik, yıldız, genç ve A takım vardı. Ben genç takıma geçmeden konservatuvara başladım ama tiyatro okurken eskrim dersimiz vardı ve bu dersten sınıfta kalabilirdiniz. Ben çok sevdiğim için okul şampiyonu olmuştum fakat devam ettiremedim.

Ve bir gün windsurf (rüzgar sörfü) ile tanıştım. Türkiye’nin ilk sörfçülerinden sayılırım. Ankara Gölbaşı’nda bile sörf yapmışlığım vardır. Bodrum Akyarlar’dan Yunanistan’ın Kos Adası’na gider gelirdik. Alaçatı Sörf Paradise’ı biz keşfettik.

 

Spordan edebiyata geçelim o zaman… Yaklaşık 20 sene önce “Çalakalem Şiir ve Desenler” adıyla yayınlanan bir kitabınız var. Devamı neden olmadı? Sizin isteğiniz mi yoksa şartlar mı öyle gerektirdi?

Şartlar falan değil… Şair de değilim. Ama eskiz defteri niteliğinde ilk şiirlerimi derleyip toparladım. Bunlar bu yüzden “Çalakalem” adı altında toplandı. Benim görsel ve işitsel projemdi. Kitabın içi de desenlerimle doluydu. Daha sonra bunu cd yapmaya başladık. Müzisyen bir arkadaşım bestelemeye başlamıştı fakat acı bir olay neticesinde projeye son verdik…

 

Oyunculuk, resim ve şiir… Hepsinde de başarılı bir sanatçı olarak, sanatın bu alanlarında ilerlemeyi düşünen gençlere neler tavsiye edersiniz?

Artık tavsiye de fayda etmiyor. Hepimiz bir ekran tutkunu olduk. Gelişim sıfır, üretim sıfır… Tek tük bireysel başarılar bu ülkenin genç sanatçılarına yön vermiyor. Umutsuz vaka olarak üslupsuz bir nesil yetişiyor. Eğitim sistemi ile kafalar bulandırılırken, üreten düşünen sorgulayan bir gençlik yok ediliyor. Buradan sanatçı nasıl çıkar?

 

O zaman biraz Ankara diyelim. Ankara denildiğinde aklınıza gelen ilk şey nedir?

Ankara diyince güleryüz ve samimiyet gelir aklıma… Güven gelir, medeniyet gelir, Cumhuriyet gelir…

 

Peki Ankaralılığı nasıl tarif edersiniz?

Ankaralı biraz hippydir, devrimcidir, ülkücüdür… Mücadelecidir, az alıngandır, samimidir… Kısacası ülkemdir, Türkiye’dir…

 

Eski Ankara’ya dair pek çok şeye özlem duyuyoruz. Sizin en çok özlemini duyduğunuz şey nedir?

Ben sadece 20 yıl geriye gidip oradan ilerlemeyi istiyorum.

 

Mesela?

Mesela, Ankara’da 70’lerde Arjantin yokuşunun başındaki, asmalarla kaplı otobüs durağında oturup pilli teybimde Beatles dinlemek isterdim. Kuğulu Park’ın, Tenis Kulubü’nün yanındaki girişinden girip çimenlerde gökyüzüne bakmak isterdim. Şimdi orası Polonya Sefareti’nin bahçesi…

Ya da Çankaya İlkokulu, Seymenler Parkı kaldırımından kızaklarımızla su deposuna kadar kaymak isterdim. Farabi’deki Köşk Pastanesi’nden su böreği ve limonata alıp sohbet etmek ya da karşısındaki tükürük köftecisinden köfte yemek isterdim. Mesnevi’ye çıkıp Minigolf’te bira patates tüketmek, Apple’da dans edip Dedeman’da işkembe içmek isterdim. Kızılay’da Amerikan Pazarı’na ya da Ulus’ta bit pazarına gidip Roosevelt postal almak ya da Menekşe Pasajı’nda Babür abiden maket almak isterdim.

Her gece çevremdeki 20 sinemadan birini seçip Avrupa Sinemasını izlemek, Sinema Tek’te ödüllü filmleri izlemek, her cuma akşamı ya da cumartesi sabahı senfoniye gitmek isterdim. Hava ısınınca ve lunapark soğuk olunca Kurtuluş Parkı’nda paten kaymak isterdim… Daha bitmez… (Gülüyor)

 

Ege Aydan gençlik yıllarında Ankara’da

Geçmişten bugüne gelelim. Biliyorsunuz yerel seçimleri geride bıraktık. Peki biz de size sorsak: Ankara’yı siz yönetecek olsaydınız yapacağınız ilk icraat ne olurdu?

Araplaştırılmış  her çabaya dur derdim… Ankara’da ben yokken koskoca saray gibi binalar yapmışlar… Buraları Atatürk Üniversitesi yapardım.

 

Son olarak bugün geriye dönüp baktığınızda keşke şunu da yapabilseydim dediğiniz bir şey var mı?

Ben kendimi şanslı sayıyorum… Keşkelerim yok denecek kadar az. İnan ilk aklıma gelen Amiga 500’e bu kadar zaman ayırmazdım. Kaldı ki hala çalışır halde (Gülüyor)

 

Ege Bey bize ayırdığınız kıymetli vakit ve verdiğiniz içten cevaplar için çok teşekkürler.

Ben teşekkür ederim.

Bir Ankara İnsanı: Ege Aydan
5 votes, 5.00 avg. rating (98% score)

Yazar Hakkında

Emrah Yetkin

1983 yılında Ankara’da doğdu. Üniversite eğitimini tamamladıktan sonra İstanbul’a yerleşti. 8 yıllık bir İstanbul macerasının ardından 2016 yılında Ankara’ya geri döndü. Geçmiş dönemde bazı web girişimciliği denemeleri oldu. Kısa bir dönem Kurumsal İletişim alanında reklam ve medya üzerine çalıştı. 2017 yılının Ağustos ayında yıllardır süregelen fotoğraf arşivciliği merakını Antoloji Ankara’yı kurarak sosyal medyaya taşıdı ve halen Antoloji Ankara için çalışmaya devam ediyor.

    Recent Comments

    1. Emel Yetkin

      Şahane bir röportaj , tebrikler; anılarım tazelendi. Antoloji Ankara ‘yı facebook ve instagramdan keyifle takip ediyorum, paylaştığımız resimler çok güzel .Bir Ankaralı olarak sizleri kutluyorum. Sevgiler ve saygılar

    2. Tayfun Temel

      Güzel bir yazı olmuş, ama yazım kurallarına uyulursa daha iyi olur!! Bir kac yerde geçen ” yada” ifadesinin ” ya da ” olarak yazılması gerekirdi. Böyle yazım hataları olunca, röportaj da arada kaynıyor.

    Leave a Reply